Günışığı Gazetesi

Anasayfa Yenile

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

20 Eylül 2017 15:47 - Ecehan Yılmazçelik

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

Artık kendisiyle konuşmak istemiyordu. Geçmişe gidebildiği kadar gidebilen, onu rahatsız edebildiği kadar eden bir hafızaya sahipti. Kimdi o? Korkağın tekiydi. Mutlu olan insanlara baktı ama mutlular mı aptallar mı anlayamıyordu. Eminim onlar da bunu bilmiyor diye düşündü

Okumazsa ölecekmiş gibi kitap okudu. Önyargı semineri veren insanlar bile önyargılarından vazgeçmiyorken kendisinden fazla beklentisi de yoktu açıkcası. “Yaşarken kendi rolünüzü oynamak büyük bir şans.” dönüp durdu zihninde bu cümle. Kafasında o kadar çok şey vardı ki ah! Kafası dolu hayatı bomboş. Hangi maskemi taksam diye düşündüğü bir gün daha… bir gün daha…

Bir sürü gerçekleştirmediği hayali vardı ve birçoğunu gerçekleştirme imkanına sahipti. Hayallerini gerçekleştirme ihtimali daha çok canını sıkıyordu bazen.

Her insan gibi o da önceden mutsuz değildi. Çocuktu bir dönem, duygusal bir çocuktu. Kaybolmuş çocuklara çocuk haliyle yardım etmeye çalışırdı ve kimsesiz hayvanlara. Kimde ne çoksa onu sömürür ya diğerleri onun da duygularımı sömürdüler. Birini sevmenin yeni bir başlangıç, bilinmeze yolculuk olması gerekiyordu. Oysa onun sevgileri başlamadan bitiyordu. Romanesk tanrı bakışının peşinden koştu durdu ve elinde kocaman bir hiç kaldı geriye. Mükemmeli aradı sevmek için ne sevebildi ne de sevilebildi tam anlamıyla. Tek başına yaşadı hüznü, insansız güzel nevresimlerle. Aramaya mecali kalmadı, sabrı zaten çoktan tükendi. “Farklı dilleri somutlaştırmalı, vazgeçmeli, gitmeli, yok olmalı.” dedi içinden.

Ağlayamıyor musun sen de? Hatta gülüyor musun ağlanacak haline?

Güldüğün zaman bile ağlamaklı olduğunu fark edecek biri yok mu yanında?

Ölüme beş kala

Beş saniye, beş ay, beş yıl, beş yol, beş ömür, beş amaç, beş beklenen, beş gelmeyen…

O yoruldu ve bu bir intihar notu değil.

 

Okudunuz yazdığım küçük hikayeyi, buraya kadar okuma sabrını gösterdiniz, teşekkürler. Peki kim bu? Kimin hikayesi? Hepimizin. Hepimiz belki bir kez belki de birçok kez hayal kırıklığına uğradık, umudumuzu yitirdik. Bazılarımız ölüme hiç yakın olmamıştı bu kadar bazen, bazılarımız da yeni bir hikayeye mutsuz olmamak adına başlamadı. Bazılarımız hikayedeki  karakter gibi bir çok kez yardım istedi farkında olmadan belki “deli doktoru” imajı yerleşmişti kafasına bir çok insan gibi “ne derler” endişesiyle yardım almadı ama kitaplardan, yakın çevresinden tabiri caizse yardım dilendi. Hiç olmayacak insanlara derdini anlattı belki merhem onlardadır diye Bazılarımız ibadete yöneldi, kendini unuttu ve ilahi aşkla beslendi. Yalnız kaldı bazılarımız ha delirdim ha delireceğim derken değişti, kendini buldu, kendiyle barıştı, geride birçok kendi bıraktı, onları hiç unutmadı. Bazımız “parçalandı ve daha güçlü daha sakin” döndü kendi hayatına.

Ortak paydası nedir peki bu durumun? Nedeni? Sonucu? Nasıl iyileşme halleri farklılık gösteriyorsa cevap da kişiye göre değişiyor. Şu anda yaşayan insan sayısı kadar cevap! Hayal edin! Mutluluğun sırrını hayal edin! Cevap ne 42 mi? Ne sormuştuk? Hayatın sırrını mı? Mutluluğun sırrını mı? Sorulacak en güzel soru nedir biliyor musunuz?

” Mutlu muyum? “

Korkmayın sorun kendinize. “Mutlu muyum?”

Mutlu musunuz? Çünkü doğrularınız cevabınızda gizli. Kendinize küsmeyin, en iyi dostunuz sizsiniz. Sizinle kendiniz arasında sır olarak kalacak tüm söyledikleriniz. Okurken sorgulamanın en güzel yanı da bu olsa gerek. Her şey bu yazıyla sizin aranızda kalacak. Başkalarını mutlu etmek için harcadığınız emeğin binde birini kendinize yönlendirdiğinizi düşünün. Özsaygı hakkında hepinizin söyleyecek çok şeyi var ya özsevgi? Bu iki kelime sadece kelime dağarcığınızda kalmasın. En hüzünlü kelime yaşamaktır sanırım çünkü sonu vardır ama aynı zamanda en umut dolu kelimedir. Sizce de önemsiz ayrıntılar için biraz kısa değil mi? Şöyle söyleyeyim ya da hayat o kadar kısa ki sizi mutsuz edebilecek her şeyi ayrıntı haline getiriyor.

Hayatınızı, kendinize göre, gerçek, katıksız, saf mutlulukla doldurmanız dileğiyle.